Single Blog

T KUŞAĞI (TOUCH GENERATION) VE DİJİTALLEŞEN DÜNYAMIZ

T KUŞAĞI (TOUCH GENERATION) VE DİJİTALLEŞEN DÜNYAMIZ

T KUŞAĞI’na bir İnsan Kaynakları Danışmanı ve bir Ebeveyn bakışı

 

TÜSİAD’ın Dijitalleşen Dünyada Ekonominin İtici Gücü 2017 Raporu  yayınlandı.

TÜSİAD’ın geçtiğimiz günlerde yayınlanan Dijitalleşen Dünyada Ekonominin İtici Gücü- E Ticaret Raporu’nda, derneğin ilk e-ticaret raporunu yayınladığı 2014 tarihinden bugüne kadar olan internet ve e- ticaret pazarındaki değişim ve sonuçları derinlemesine incelenmiş. Rapora göre Türkiye’nin  46 milyon internet kullanıcısı ve %58 internet penetrasyonu ile dünyadaki önemli oyuncular arasında olduğu açıklanmış. Raporda 2016 yılında %65’e ulaşan akıllı telefon penetrasyonu ile de ülkemiz %60 olan dünya ortalaması üzerinde olduğu yer alıyor. Dijitalleşen dünyayla uyumlu artış trendleri gösteren ülkemiz bu alandaki yenilikleri de tam zamanlı olarak takip ediyor.

Dijital dünyanın kalbi her yıl Ocak ayında ABD’nin Las Vegas şehrinde düzenlenen CES(Tüketici Elektroniği Şovu) de atıyor. Teknoloji firmalarının son model cihazlarını sergiledikleri CES bize geleceğin trendleri konusunda da ipuçları vermeye devam ediyor. Akıllı telefonlardan, 5 G teknolojilere; otonom araçlardan dronelara kadar pek çok yenilik ilk kez bu organizasyonda gözler önüne seriliyor. Honda’nın yeni deneysel “Riding Assist” teknolojisiyle kendi kendine dengesini ayarlayan motorsiklet mi arasınız? Yoksa Nissan’ın NASA teknolojisiyle geliştirilen Sorunsuz Otonom Sürüş (Seamless Autonomous Mobility), çok daha kısa sürede daha çok otonom sürüş özelliğine sahip aracın yollara çıkmasını sağlayacak yeniliğini mi? Sony’nin Life Space (Yaşam Alanı) UX konsepti, oturduğunuz odada yeni deneyimler ve değerler sunuyor. Kullanıcılarla birlikte geleceğe dönük yaşam tarzları yaratmayı amaçlayan Future Lab program araştırma ve geliştirme girişimine kadar pekçok yenilik yeni nesilin gelecek kullanımları için arka planda hazırlanmaya devam ediyor.

Teknoloji hayatımızın her alanına o denli girdi ki, geçtiğimiz kış İstanbul’da düzenlenen bir moda haftasındaki kapanış defilesinde koleksiyon gerçek mankenler yerine VR gözlüklerle tanıtıldı. Davetliler üç boyutlu gözlükler sayesinde kendilerini deniz kenarında güneş batarken defile seyrediyormuş gibi hissettiler.

Digitalleşmiş dünyada alışılagelmiş fiyat kampanyaları, puan kazanma sistemlerinden daha çok kişiselleştirilmiş ve kolaylaştılımış deneyimler rekabette bir adım öne geçmeyi sağlıyor. Örneğin Bankacılık sektöründe de  yeni çağa, yeni nesile  ayak uydurabilecek gelişmeler için yarışılıyor. Bugün hesaplara göz taramasıyla girilirken kimbilir gelecekte neler olacak? T kuşağı büyüdükçe her sektörün olduğu gibi bankacılığın da bu alanlarda yaptığı yatırımları arttırması gerecek hiç kuşkusuz.

Mobil uygulamalar sanal mağazalar, dokunulabilir ürünlerle yaklaşık 10 yıldır hayatımızda. 8 yıldır mobil kullanımıyla ilgili  analizler  yayınlayan Flurry’nin 2016 mobil uygulama kullanımı raporu 2,1 milyar adet cihazdaki 940 bin uygulama üzerinde gerçekleşen 3,2 trilyon seansın verileri raporlanark oluşturulmuş. Kullanıcılar mobil uygulamalarda bir önceki yıla göre %69 daha fazla zaman geçirmişler. Mobil ve mesajlaşma uygulamalarında bu kullanım artışı %44 olarak gerçekleşmiş.

Digital teknoloji, bağımlılık yaratma görevini aksatmadan sürdürmeye devam ediyor. Genç nesil, hatta çocuklar bile her geçen gün dijital teknolojide daha fazla zaman geçirmek için fırsat yaratmaya çalışıyor. Geçmişin emzikli bebeleri diye adlandırdığımız yaştakiler bile çeşitli entrikalarla anne babalarını  kandırmaya çalışıp tabletlerine kavuşup onlarla geçirecekleri süreleri arttırma planları yapıyorlar. Ebeveynler de birkaç dakika daha fazla rahat edebilmek uğruna bu numaraları görmezden gelip teslim oluyorlar. Bunun en çarpıcı örneğini geçenlerde küçük oğlumun öğretmeni veli toplantısında paylaşınca sınıfta aileler soğuk bir duş etkisiyle biran olsun kendilerine geldiler. Okula tablet götürünce servise binene kadar kendi masasında tutup öğrencilere vermeyen öğretmene küçük kız şöyle demiş: “Öğretmenim ben annemle babama bir sarılıyorum hemen ikna olup  tableti veriyorlar. Ama sizde bu işe yaramıyor. Ne yapacağımı bilemedim.”

Telefonlar ve tabletler için hazırlanan çocuk aplikasyonları, interaktif oyunlarla onların ilgisini çekmeyi sağlayıp gösterdikleri havuçlarla ilgilerini canlı tutmayı başarıyorlar. Programcılar, araştırmacılar, ilgi gruplarını biraraya getirip geliştirilen ve bazıları hala bebek bezi takan çocukları hedefleyen interaktif çocuk  medyası geleceğin T kuşağı yönlendirmelerinin ilk adımlarını atıyor.

Duyu organlarımız bizim alıcılarımız. Fiziksel dünyayı duyu organlarımız aracılığıyla algılayabiliyoruz. Alıcıdan gelen uyarılar beyinde işleniyor. Burada en hassas nokta bu uyarılar ancak daha önce kaydedilmiş başka algılarla ilişkilendirilebilirse kaydediliyor. İlişki bulamazsa ya kaydedilmiyor ya da daha sonra kullanılabilir diye bir çekmecede bekletiliyor. Aslında teknoloji  devleri insan beyninin dünyayı algılaması ve bunun neticesinde düşünce ve davranışlarını oluşturması şeklinde işleyen  bu en basit bilgiyi geleceğin dünyasındaki icatlarının gelecek kuşaktaki müşterileri tarafından daha kolay daha çabuk ve daha büyük bir teslimiyetle kabul edilebilmeleri için kullanıyorlar. Şimdiden algı yönetimi yapıp geleceğin müşterilerini ağırlıklı olarak teknoloji kullanımına yöneltecek ürünlerine Pazar oluşturuyorlar.  Digital dünyada bir söz var.  “İnsan zekasının enstrümanı ellerdir” diye Türkçeleştirebiliyoruz. Teknoloji devlerinden biri olan Intel yıllar önce bunu farkedip X,Y,Z kuşakları tanımının ötesine çoktan geçti. İngilizce’de anlam olarak dokunmaktan gelen “Touch”  dokunmatik icatlara olan yönelim nedeniyle önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde iş hayatında yerini alacak olan nesili “Touch Generation” T Kuşağı olarak adlandırdı bile.

PWC’a göre digital oyun endüstrisinin 2019 yılına kadar 19,6 milyar dolar daha büyümesi bekleniyor. Facebook, Google, Microsoft, Intel, Samsung, HTC ve Nvidia gibi pekçok güçlü firma bu alanlardaki yatırım fırsatlarını inceliyorlar. Yeni video oyunları sadece Amerika, Avrupa Ülkeleri ve Japonya gibi oyunların merkezi sayılan bölgelerde  değil; Türkiye, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerde de heyecan verici bir talep görüyor.

Facebook’un kurucusu &CEO’su Mark Zuckerberg 2015 yılındaki bir konuşmasında “inanıyorum ki bir gün teknolojiyi kullanarak birbirimize zengin biçimde düşünce aktarımı yapabileceğiz. Bir şeyi düşüneceksiniz ve eğer isterseniz arkadaşlarınız bunu anında deneyimleyebilecek demişti. 2017 Nisan ayında yayınlanan habere göre de “Çalıştığımız sistem, cep telefonunuzda mesaj yazma hızınızın 5 katı hızla ve doğrudan beyninizden yazmanızı sağlayacak.” dedi. Facebook’un bu projesi için 60 bilim insanı ve akademisyenin de işe alındığı açıklandı.

Bir cafeye veya restauranta girip içeriye şöyle bir göz gezdirdiğimizde her geçen gün daha fazla çocuğun elinde kendisine veya ebeveynlerine ait dokunmatik ekranlı cihaz görmemiz mümkün. Anne babaların kuşkusuz en pratik nefes alma yöntemlerinden biri olan çocuğun eline tablet verip susturmak acaba geleceğin iş dünyasını nasıl etkileyecek? Günümüzde aileler tablet veya akıllı telefonları ne amaçla çocuklarına öğretmiş olurlarsa olsunlar- el, göz koordinasyonu sağlamak, alfabeyi öğretmek, yabancı dile kulak dolgunluğu oluşturmak, ana dil hakimiyetini arttırmak- en çok sakinleştirici olarak kullanıyorlar. Intel birkaç yıl önce yeni nesile “Touch Generation” ismini koyarken öngörülerinde de yanılmamıştı.

Nielsen’ın tablet kullanımı konusunda 2011 yılında yaptığı araştırmaya göre, 12 yaşın altında çocuğu olup cihazı kullanan çocukları olan ailelerin

%77’sinin yüklenebilen oyunlarla oynadıkları

%57’sinin eğitim amaçlı kullanıldığı

%55’inin seyahat sırasında eğlence amaçlı

%43’ünün TV showlarını ve filmleri seyrettikleri

%41’inin restaurant ve cafelerde oyalanmaları için kullandıkları

%15’inin de aile ve arkadaşlarıyla iletişim kurmak için kullandıkları saptanmış.

Aynı araştırma 2015’te yapıldığında aynı ailelerin çocuklar da dahil televizyon seyretme sürelerinin günde ortalama 2 saat daha azalıp bu sürenin dokunmatik ekrana kaydığı saptanmış. Nielsen’ın 2016 araştırmasında ise TV seyredilse bile ailelerin %40’ının TV seyrederken de tablet ve akıllı telefonda eş zamanlı olarak zaman geçirdikleri sonucuna ulaşılmış.

Miner & Co. Studio’nun 800 aile arasında yaptığı bir araştırmaya göre tablet ve akıllı telefonlara erişimi olan çocukların ekran tercihi artık TV’ler değil. Araştırmaya katılan ebeveynlerin %57’den fazlası çocuklarının TV’dense bu cihazlarda vakit  geçirdiklerini belirtmiş. Aslında kendi ailelerimizi veya çevremizde çocuğu olan aileleri gözlemlediğimizde bu sürelerin gün geçtikçe çocuklar tarafından arttırılmaya çalışıldığı gerçeğiyle karşılaşmış oluyoruz. Aslında bizler de örneğin çocuğumuzun Satranç Dersi’ni öğretmenine internet aracılığıyla bağlanıp odasından aldığında  trafik stresine girmemiş  ve yolda geçirilecek zamanı kazanmış olmanın mutluluğu ile adeta çanak tutuyoruz.

İNSAN KAYNAKLARI YAKLAŞIMIYLA T KUŞAĞI

Peki ya yukarıda saydığım  detayların geleceğe yansıması nasıl olacak? T kuşağı iş hayatındaki yerini alınca kuşkusuz en zor işi onları motive etmeye  çalışacak olan bir jenerasyon öncesi yöneticileri üstelenecek. Görünen o ki bu kuşağın kişisel değerleri -mutluluk, tutku, güvenlik, deneyim çeşitlilikleri-üstlerininkinden – adalet, arkadaşlık, aile, bütünlük, aidiyet-  oldukça farklı olacak. Bu da onların organizasyonların ihtiyaçlarını gidermeye çalışan değil, yeni fırsatların daha çok peşinde koşan  gençler topluluğuna dönüşmeleri anlamına gelecek. Y kuşağı denilen 1980 ve 2000’lerin başı arası doğan kişiler, şu anda organziasyonlarımızın belki de en hızlı büyüyen çalışan segmenti. Bu jenerasyonun çalışma hayatına entegrasyonu başlı başına ciddi bir zorluk derecesine sahipken onlardan sonra doğanlar çok daha yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç duyacaktır. Son yılların sosyal paylaşım platformu patlamaları, bu nesili ne derece kendilerine katma değer sağlayacak yatırımlardan –kitap okumak gibi-  uzak tutuyorsa o derece, yaptıkları en ufak şeyleri paylaşıp beğenileri skorlandırıyorlar.

İnsan Kaynakları profesyonelleri ve diğer yöneticiler daha;

  • Bu kuşakla diğer jenerasyonlar arasındaki en büyük farklar neler?
  • Bu kuşağa göre yetenek yönetimi stratejilerini nasıl düzenleriz diye tartışa dururken çok daha zorlu olan T kuşağı sinyallerini vermeye başladı bile.

Çoklu kariyer olanakları, network learning, geleceğe yönelik performansın geri bildirimini vermek gibi kavramlar insan kaynakları uygulamalarındaki yerlerini sağlamlaştıracak gibi duruyorlar.

Uzmanlar çocuklara verilen isimlerin bile kuşakların yaklaşımlarını çözmenin ipuçlarından biri olduğunu belirtiyorlar. Geleneksel isimlere sahip kişilerin tarih boyunca gruba uyum ve aidiyet konusunda daha ılımlı olduğuna yönelik araştırmalar yapılmış. Bunların sonuçlarına göre yaygın olmayan isimlere sahip kişilerin kendilerini farklı hissettikleri ve kendilerini daha bireysel davranmak konusunda cesaretlendirdikleri saptanmış. Buna göre özgün isimlere de sahip olması muhtemel T kuşağı;

  • Kendi kendilerini yönetecek. Strauss ve Howe’nin Jenerasyon Döngüsü’ne göre takım jenerasyonları hep bireysel olanlar takip ediyor.
  • Bilgiyi ışık hızıyla proses edecek.
  • Daha zeki olacak. Artık uyaranlar daha da fazla. Bu da nöronların çok daha hızlı ve fazla sayıda uyarıcı tarafından birbiriyle etkileşimi demek. Hal böyle olunca T kuşağının bizden daha zeki olması bir rastlantı değil, öyle değil mi?

 

Theta Healing® ve Theta Healer® THINK 'in tescilli markalarıdır. www.thetahealing.com © Copyright 2017